İçeriğe geç

Kategori: Atölye

Başlamaktan Korkuyorum: Herkes Gibi

Başlamak için gereken her şey elimde ve başlamaktan korkuyorum. Bunun normal olduğunu bilmesem bunca sıkmazdı canımı. İnsan bilmediğinden korkar. Öğrendiği andaysa ihtimaller katlanır. Gözü keserse başını hafifçe yana yatırıp çenesini dikleştirir, kesmezse kuytu arar. Başta sadece bilinmezlikten korkarken geri dönüşü olmayan farkındalık -bir kitabı ilk kez okumanın, bir şarkıyı ilk kez dinlemenin hazzını Alzheimer olana dek kaybetmiş olmanın ayırdına varmak gibi- zangır zangır titretir. Kendi sınırlarında başaramamaktan korkarken rakiplerden oluşan bir dağ dikiliverir zihninin monarşik meydanına. Tam da aynaya bakarak yarattığın dev heykelinin karşısına. Telaşa kapılıp taburlarını karşılarına dizmek için ne bekliyorsun? Haydisene, kabzalarını omuzlarına dayadılar bile…

Yorum Bırak

Hız ve Kavrayış

Kendini yarı-tanrı, kutsal ilan etmenin ağırlığından kaçmak için en iyi yöntemi bulmuş. Elçi olmak. Kitap ve söylentilerle sahip olunabilecek en ileri bilgileri ideal düzen fikrine indirgemenin en kısa yolunun “aktaran, ileten” olmaktan geçtiğini daha önce bu kadar başarılı olarak ortaya koyan olmamasını dümdüz bir şansa bağlayıp peşin bir hükme varmak kolay. Hızın bizi yavaşlattığını -nedendir bir bilinse- henüz idrak edemediğimiz zaman diliminde yaşıyor oluşumuzun bir handikabı. Ulaşmak, edinmek için elimizin altında duranların fazlalığı nasıl kararsızlık vesvesesine sürüklüyorsa, tek seferde hızla kucaklama fikri de bakış açımızı daraltıyor.

Yorum Bırak

Onların Tanrıları

Görüp inanmadıklarımızla duyup inandıklarımızı zihnimde kıyaslamayı deniyorum. Bize anlatan bir gerçekliğin -Tanrı’nın- kabuğunu soyup uzatıyormuşçasına ağzımızı açıyoruz. -Kulakların da açılıp kapabilen uzuvlar olmasını ne çok isterdim, ah Tanrım.- İnsanların yalan söylemeye bayıldıklarını, ufaklığımızdan beri yediğimiz tokatlarda derinden hissetsek de unutması kolay. Biz de birine bir tokat atıp devam ediyoruz. Peki ya neden insanlara karşı kırılan güvenimizi de unutup insanların inandıklarını söylediklerine inanmak kolaylaşıyor? Basit. Herhalde bize anlatana anlatanlardan birine anlatan biri lafını etmeye bayıldığımız ince eleyip sık dokuma işini en baştan halletmiştir. Sağolsun, hiç yormadı valla bizi. Ben de yormayayım sizi. “Aman canım” ölümlü Dünya…

Yorum Bırak

“IKEA” Efekti

“IKEA Efekti” ne demektir, hiç duydunuz mu?

Türkiye’de bir şubesi açıldığından bu yana insanların, söz konusu ev dekorasyonu ihtiyacı olduğunda, ilk duraklarından biri IKEA oluyor. Her ne kadar dekorasyon ürünleri gözümüze uygun fiyatlı görünse de; yatak, koltuk, dolap gibi temel ev mobilyalarının diğer markalara kıyasla daha pahalı olduğunu görüyoruz. Ve bu yalnızca bizim ülkemizde, kurlar yüksek olduğu için böyle değil. Peki neden mi?

Yorum Bırak