Günahım, Ruhum: Lolita

Vladimir Nabokov, kuşağının birçok Rus yazarı gibi Bolşevik İhtilali ardından İngiltere’ye göç etmiş, uluslararası ününü de İngilizce eserlerle yaratmıştır. Öğrenimini Cambridge Üniversitesi‘nde tamamlamış, Postmodernist akıma katılarak döneminin hatrı sayılır edebiyatçılarından olmuştur.  Yazar, şair kişiliğinin yanında dönemin mihenktaşlarından olan satrança gönül vermiştir.  Hobi olarak satranç problemleri yaratmış, kelebek toplayıcılığı yapmıştır. Lolita kitabının son basım kapağında kelebek avlarken çekilen bir fotoğrafı samimi ve bilinçaltına hitap eden bir tasarımla kullanılmıştır.

 Nabokov’u bir kez okudunuz mu düşünme şekli yakanıza yapışmadan kurtulmanız elde değil. Kurgu yazarken dahi kimsenin ağzına alamayacaklarını bazıları için pervasız sayılabilecek şekilde ifade eden bir adamın gerçeği yazarken söyleyebilecekleri kimilerine korkutucu gelebilir.

Lafa geldiğinde hepimizin beklentisi dibine kadar dürüstlük değil mi? Gerçekliğini bildiklerimizi bile ağzımıza almaktan korktuğumuz onca durum varken dürüstlük safsata kıvamında kalıyor çoğu zaman. Nabokov korkulanların bir kısmını “Humbert Humbert” fikrine bürünerek bilincimizin derinine götürüyor.

Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları” olarak karşımıza çıktığında çapkınlıklarından bahsedecek bir adam bekleniyor. Oysa Nabokov öyle itiraflarla çıkıyor ki karşımıza tiksinmekle acımanın aynı anda yaşanabileceğini gösteriyor. The Guardian‘ın “En İyi 100 Roman” listesinde 75. sırada bulunan “Lolita” can alıcı durum değişimlerini barındırıyor. İğrenç denecek kişiliğini gözardı ederek H.Humbert’a bir kadeh rakı ısmarlamak isteyecebileceğiniz dönüm noktalarına sahip.

Lolita’nın Hikayesi:

Romanın içeriğinden daha açık bahsedecek olursak çok da sevemediği ama yanında olduğunda daha iyi hissettiği bir kadınla evlenen Dr. Humbert, eşinin ölümünden sonra üvey kızı Dolores Haze, Lolita’sı, ile birlikte Amerika’nın bir ucundan diğerine seyahata çıkıyor. Bu seyahatte her zaman Su Periciklerine zaafı olan Humbert, ergenliğinin zirvesinde üvey kızına içini kemiren arzular besliyor. Dolores de bu arzuları kendi arzularının karşılanması karşılığında tatmin etmeye devam ediyor. Fakat her an hapsolduğu duvarlardan kaçma hevesinde bir firari duruşunu gizleyemiyor. Yollarının ayrılacağı noktaysa fazlasıyla beklenmedik.

 “Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta

 Lolita, Vladimir Nabokov okumaya başlamak için kıymetli bir nokta. Na-Bo-Kov derken de dilin dişlerden damağa gidişi hoşa giden bir rastlantıdan ibaret.

Bir Cevap Yazın